

Kadim mirasın çağdaş ritüelle buluştuğu yer.

Osmanlı ve Avrupa etkisinde, dinlenme ve ritüel amaçlı olarak tasarlanmıştır.
Çukurcuma'nın canlı semti; sanatçıların, şairlerin ve yerel halkın gözdesi.
Yıllarca sessizliğe gömüldü, sonra tarihi bütünlüğüne kavuşturularak özenle restore edildi.
Dinginliğin gelenekle buluştuğu, yaşayan bir hamam olarak yeniden canlandırıldı.
İstanbul'un tarihi Çukurcuma semtinde yaklaşık 200 yıldır varlığını sürdüren hamamımız, zamansız ritüeller ve sessiz bir yenilenme sunuyor.
1830'larda Sultan II. Mahmud döneminde inşa edilen Çukurcuma Hamamı, Osmanlı İstanbul'unun büyük bir reform ve kültürel değişimden geçtiği bir dönemde ortaya çıkmıştır. Sultan I. Abdülhamid'in Fransız asıllı eşi ve II. Mahmud'un manevi annesi olan Nakşidil Valide Sultan'ın, bu mahalleye su altyapısının getirilmesinde önemli bir rol oynadığı ve hamamın inşasının önünü açtığı düşünülmektedir.
İlk olarak Sürahi Hamamı olarak bilinen ve daha sonra yerli halk tarafından Süreyya Hamamı olarak anılan hamam, kısa sürede mahallenin sevilen bir parçası haline geldi. Aydınlık ve ferah kubbesi (kubbe), ısıtmalı Göbektaşı ve geleneksel halvet odaları, dönemin mimari zarafetini ve sakinleştirici ritmini hâlâ koruyor.
Hamam, 19. yüzyılın sonlarında, derin düşünceli dizeleri ve kültürel derinliğiyle tanınan büyük İskenderiyeli şair Konstantinos Kavafis tarafından sık sık ziyaret edilirdi. Kavafis'in 1880-1885 yılları arasında İstanbul'da kaldığı süre boyunca hamamın müdavimlerinden olduğu ve günümüze ulaşan mermer odalara edebi bir yankı kattığı söylenir.
Çukurcuma Hamamı, son dönemde Ferzan Özpetek'in ünlü ilk uzun metrajlı filmi Hamam (1997) ile sinema tarihine geçti. Filmin özellikle Göbektaşı ve Camekanlık'ta çekilen önemli sahneleri, mekânın sessiz duygusallığını ve zamansız zarafetini yakalayarak atmosferini dünya çapında bir izleyici kitlesine sundu.
2007 yılında restorasyon nedeniyle kapatılan hamam, 2018 yılında Çukurcuma Hamamı 1831 adıyla yeniden açıldı. Hamam, mirasını onurlandıran, çağdaş konfor, sağlık ve tasarım standartlarını benimseyen, rafine ve butik bir deneyim olarak yeniden tasarlandı.
Bugün, el yapımı kese eldivenlerinden Ayvalık bahçelerinden toplanan zeytinyağlı sabunlara kadar her detay, geleneğe, zarafete ve anlamlı yenilenmeye olan bağlılığımızı yansıtıyor. Misafirler yalnızca bir arınma mekânına değil, aynı zamanda sultanların, şairlerin, sinemacıların ve şimdi de sizin tarafınızdan şekillendirilen yaşayan bir hikâyeye de davet ediliyor.
